
Glokom, halk arasındaki adı ile göz tansiyonu hastalığı görme sinirinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan, önce görme alanının daraldığı ve ileri safhalarda geri dönülmez körlüğe yol açan çok sinsi bir hastalıktır. Dünya da glokom, katarakt sonrası ikinci körlük nedenidir.
Göz tansiyonu yüksek hastalarda, glokom görülmesi ihtimali çok yükseldiği için genellikle göz tansiyonu ve glokom aynı hastalığın ismi olarak kullanılır. Aslında, her yüksek göz içi basıncı glokom hastalığına yol açmaz, bu duruma oküler hipertansiyon denir.
Bazen de göz tansiyonu düşük olmasına rağmen glokom hastalığı ortaya çıkabilmektedir. Bu duruma ise normal basınçlı glokom denir. Bu nedenle glokom hastalığının tanısında sadece göz tansiyonu ölçümü değil, asıl görme sinirinin sağlam olup olmadığı değerlendirilmesi önemlidir.
Glokomun temel özelliği çoğu hasta da ciddi ve geri dönüşsüz görme kaybı oluşana kadar hiçbir belirti vermemesidir. Bunun sebebi glokom da oluşan görme kaybının merkezden değil çevre görmeden başlaması ve bu nedenle iki göz açıkken hastanın bu kaybı hissetmesinin mümkün olmamasıdır.
Çoğu glokom hastasında göz tansiyonu yavaş yavaş yükseldiği için hastada bir belirti oluşmaz ama her gün görme siniri yavaş yavaş ölür ve hastanın fark ettiği aşama olan merkez görmenin kaybı başladığında ise işi işten çoktan geçmiştir. Bu nedenle 45 yaş sonrası her birey senede bir kez göz muayenesi olmalı, sadece göz tansiyonu ölçülmesi ile kalınmamalı OCT yani sinir hücre sayımı yapan tomografi cihazı ile de ölçüm yapılmalıdır. Bu sayede glokom çok erken aşamalarda tanınarak, erken tedavisi yapılabilir.
Göz tansiyonu ani yükselen bireylerde gözlerde ağrı hissedilmesi glokomun belirtilerinden birisidir. Ayrıca ani ve çok yükselen tansiyona bağlı geçici merkez görme kaybı da oluşabilir.
Glokom klasik olarak görmenin sinsi hırsızı olarak adlandırılır. Bu adlandırma sebepsiz değildir, çünkü glokomun en önemli özelliği çok ileri aşamalara kadar hiçbir belirti vermemesidir.
Glokom hastaları hastalıklarını genellikle eğer tansiyonları çok hızlı yükselmiş 40-50 mmHg ye çıkmışsa akut olarak ağrı, görmede bulanma hissedebilirler ama bu daha çok akut açı kapanması dediğimiz kapalı açılı glokom onların en ağır formunda görülür.
Özellikle ülkemizde hastaların büyük bölümü açık açılı glokom hastalardır. Açık açılı glokomda göz tansiyonu yavaş yavaş yükseldiğinden hasta genellikle ağrısızdır, yanma, batma, görmede bulanma gibi bir belirti hissetmez. Hatta biz hastalarımıza “Ne belirtiniz olursa olsun muhtemelen glokoma bağlı değildir, göz kuruluğu ya da başka problemlere bağlı belirtileri hisse ediyorsunuzdur.” deriz. Glokomun bu kadar belirtisiz bir hastalık olması geç kalınması ve geri dönüşsüz hasarla sonuçlanır. Bu nedenle her bir bireyin göz muayenesinde hem göz tansiyonunun ölçülmesi hem de glokomun etkilediği görme sinirinin OCT denen görme siniri tomografisi ile değerlendirilmesi gerekir.
Glokomun hasta tarafından hissedilecek ilk belirtileri görme alanındaki kayıplar olabilir, ama iki göz görme alanları birbiriyle örtüştüğünden bunun da hissedilmesi çok zordur. Hastalar ancak orta-ileri aşamada belli bir alanı gölgeli gördüklerini hissedebilirler.
Tekrar belirtmek gerekirse glokom hastalarının büyük çoğunluğu, çok çok ileri hasara kadar hiçbir belirti fark etmezler neredeyse görmeleri tamamen kapanana kadar glokom olduklarının farkında değillerdir.
Glokomun tanısı görme siniri tomografisi OCT sayesinde günümüzde hiçbir zaman olmadığı kadar erken konulabilmektedir. Görme alanı hasarının oluşması görme sinirinin yaklaşık %50’si öldükten sonra oluştuğu için görme alanı hasar oluştuktan sonra konulacak tanı aslında geç kalınmış bir tanıdır. OCT sayesinde biz görme sinirindeki %1-2 kayıpları, özellikle de hastayı belli aralıklarla aynı cihazda takip edebilirsek saptayabilmekteyiz.
Burada unutulmaması gereken glokom göz tansiyonu hastalığı olarak bilinse de aslında göz tansiyonunun sadece bir risk faktörü olduğudur. Hastaların bazıları 28mmHg tansiyondan ömür boyu zarar görmezken bazıları 10mmHg gibi düşük tansiyonla görmelerini kaybedebilmektedirler. Bu nedenle önemli olan görme sinirinin muayene edilmesi ve OCT ile görme sinirini deki hasarın erken dönemde anlaşılmasıdır. Ancak göz tansiyonu ölçüldüğünde yüksek çıkması görme siniri hasarı ve glokom oluşumu için bir risk faktörü olduğu için bu gözler çok daha yakın takip edilmelidirler.
Burada söylenebilecek cümle “glokomdan korkma, geç kalmaktan kork “olmalıdır. Ne kadar sinsi bir hastalık olduğunu vurgulamak için söylemek gerekirse binlerce glokom hastası görmüş bir göz hekimi ve bu konunun önde gelen uzmanlarından biri sayılmama rağmen benim bile glokom olsam, testleri yapmadan kendimde glokom olduğunu anlama şansımın bulunmadığını bilmenizi isterim.
Video: Prof. Dr. Ahmet AkmanGöz Tansiyonu (Glokom) Nedir?Tüm Videolar
Glokom aslında bir hastalıklar topluluğudur. Temelde açık ve kapalı açılı olarak ikiye ayrılır.
Glokom, görme sinirinin hücrelerinin ölmesidir. Bu ölümün sebebi, çoğu hasta da yükselen göz tansiyonunun sinirin kan dolaşımını bozması ve basıncın sinir hücrelerini ezmesidir. Ayrıca göz tansiyonu çok yükselmeden de hastanın kan basıncı yani kol tansiyonu düşükse göze az kan geleceği için normal basınçlı glokom oluşur.
Sonuç olarak ya göz tansiyonu yükselerek ya da göze gelen kan azalarak görme siniri hasarlanır ve glokom oluşur.
Glokomun aslında birçok alt tipi vardır. Hepsinin ortak özelliği görme sinirinin yani gözdeki bilgileri beyine taşıyan sinirdeki hücrelerin ölmesidir, ancak bu hasara sebep olan en önemli risk faktörü yüksek göz içi basıncıdır.
Gözümüz fonksiyonunu sürdürebilmek ve görmenin devam etmesi için, içinde belli bir basınca ihtiyaç duyar. Bu basınç göz içindeki sıvının yapılması ve göz dışına taşınması arasındaki farktan dolayı oluşur. Genellikle göz içi sıvısı yapımı sabit bir süreçtir ancak yapılan sıvının göz dışına taşınmasında bir sorun yaşanırsa gözün içinde basınç yükselir ve görme sinirinde hasar oluşmaya başlar. Burada kastedilen basınç yüksekliği sayısal bir değerden çok o bireyin gözünün genel özelliklerine göre saptanan bir değerdir. Bir bireyin görme siniri 28 mmHg basınca dayanırken, başka bir bireyde 10 mmHg basınçla görme kaybı oluşabilmektedir. Toplum ortalaması kabul edilen 21mmHg göz tansiyonu değeri buradan anlaşılacağı gibi aslında çok da büyük bir önem taşımamaktadır.
Göz içi basıncının yükselmesinin sebeplerini temel alan glokom sınıflandırmasında glokom açık açılı glokom ve kapalı açılı glokom olarak ikiye ayrılır. Bir de doğuştan olan konjenital glokom vardır ki bu diğer glokom onlardan farklı bir gözü boşaltan açı bölgesinin gelişim problemidir. Ayrıca glokom, kendiliğinden yani başka bir hastalık olmadan oluşması ya da göz içindeki başka bir hastalığa, geçirilmiş ameliyatlara, travmalara üveitler gibi sebeplere bağlı olmasına göre de primer ya da sekonder olarak sınıflandırılabilirler. Bu iki sınıflandırma birleştirildiğinde primer açık açılı ve primer kapalı açılı glokom ve ayrıca sekonder açık açılı ve sekonder kapalı açılı glokomlar olarak bir sınıflandırma yapmak doğru olur.
Açık açıklı glokomdan kastettiğimiz, göze özel aletlerle baktığımızda iris ile kornea dediğimiz saat camı benzeri saydam tabakanın birleştiği yerde bulunan ve trabeküler açı olarak adlandırılan dokunun görülür olmasıdır. Açı açıktır, doku görülür ancak sıvı dışa akımı mikroskopik seviyede yavaşladığında göz tansiyonu yüksektir. İris ile kornea birbirine değerek açı bölgesinin önünde bir bariyer oluştuğunda, yani biz baktığımızda açı bölgesini göremediğimiz durumlarda da kapalı açılı glokom onlardan bahsedilir.
Açık açılı glokomlar genellikle kronik hastalıklardır, göz tansiyonu yavaş yükselir ve hasar yavaş yavaş oluşur. Kapalı açılı glokom onlarda ise, hipermetropi gibi gözün ön kısmının dar küçük olduğu gözlerde bazen aniden göz bebeğiyle kornea birbirine temas eder ve göz tansiyonu birkaç saat içinde 50-60mmHg’lere çıkarak görmek kaybı, bulantı, kusma, kuvvetli ağrı ve gözde şişlik yapabilir. Buna akut açı kapanması diyoruz, tansiyon çok kısa sürede çok hızlı yükseldiği için 1-2 gün içinde tedavi edilmezse kalıcı körlük oluşur.
Gözün en önemli acillerinden birisi olan açı kapanması glokomun da altta yatan sebebe de bakarak, acilen göz tansiyonu düşürücü damlalar, haplar ve hatta serumlar uygulanarak göz tansiyonu hızla düşürülmeye çalışılır. Daha sonra lazerle göz bebeğine bir delik açılarak bu krizin tekrar oluşması engellenir. Bütün bu glokom tiplerinin varlığı yada gözün yatkınlığı glokom konusunda uzman bir göz hekiminin tek bir muayenesiyle kolayca anlaşılır ve tedavileri doğru yapıldığında hayat boyunca görme kaybı engellenir. Ama fark edilmez, geç kalınırsa kalıcı körlükle sonuçlanan hasarlar oluşur.
Göz tansiyonu, bir balona benzeyen gözümüzün bütünlüğünü ve hayatiyetini koruyabilmesi için içinde yapılan aköz isimli sıvının yaratığı basınçtır. Bu sıvı bir bölgeden yapılırken diğer bir bölgeden de göz dışına çıkar ve kana karışır.
Göz tansiyonu, genellikle bu dışa akım sisteminin bozulması sonucu yükselir, yani yapılan sıvı sabitken dışarı çıkan sıvı azalır bunun sonucunda göz içi basınç, yani göz tansiyonu yükselir.
Toplumda göz tansiyonu ortalaması 16-21mmHg arasındadır. Yukarıda belirtildiği gibi bazen 26-28mmHg göz tansiyonu değerleri ile göz etkilenmezken bazı hastalarda 10mmHg ile bile hasar oluşup ilerlemektedir.
Ayrıca bu değerler, özellikle aplanasyon tonometresi denilen, mavi ışıkla göze yaklaşarak ölçüm yapan güvenilir cihazla ölçüldüğünde değerlidir. Hava üfleyerek yapılan ölçümlerde hata payı yüksektir.
Glokom hastalarında hiçbir zaman havalı alet ölçümleri ile tedavi planları yapılmamalıdır. Doktorunuza aplanasyon tonometresi yani gerçek göz tansiyonu ölçüm cihazı ile yapılan ölçümlerin sonucunu sormanız gereklidir. Göz Tansiyonu Kaç Olmalıdır? ▶
Göz tansiyonu tam olarak ölçmek mümkün değildir. Çünkü bu ancak göz içine bir iğne sokularak yapılabilir ve pratikte mümkün değildir. Ancak birkaç farklı yöntemle göz küresinin dışından göz içi basıncı indirekt olarak ölçülür.
En sık kullanılan yöntem, air-puff denen göze hava üfleyen cihazdır. Bu cihaz kolay ölçüm sağlasa da temelde sadece bir tarama cihazıdır. Asıl cihaz glokom hastalarının tanı ve takibinde kullanılması şart olan, göze damla damlatılarak mavi ışık ile ölçüm yapan aplanasyon tonometresidir. Bu cihaz, göz tansiyonu ölçümündeki en hassas cihazdır ve hata yapma ihtimali havalı cihaza göre çok düşüktür.
Kliniğimiz de sık sık başka merkezde sadece havalı cihazla ölçümü yüksek çıktığı niçin gereksiz yere glokom tanısı almış ve yan etkileri olan glokom ilaçları kullanan hastalara rastlamaktayız. Bu tür hatalarının önüne geçmenin yolu göz tansiyonu ölçümlerinin gerçek cihazla yapılmasıdır.
Prof. Dr. Ahmet Akman, tüm glokom hastalarında göz tansiyonu aplanasyon tonometresi yani doktor tarafından kullanılan gerçek cihazla kendisi ölçmektedir. Havalı cihazı sadece aplanasyon ölçümlerinin sağlaması olarak kullanmaktayız.
Glokom, görme sinirini etkileyen bir hastalıktır; bu nedenle tanı ve tedavisinde en önemli testler görme sinirinin yapısını ve fonksiyonunu gösteren testlerdir. Bu testlerden biri, sinirlerdeki yapısal hasarı erken dönemde yüksek hassasiyetle gösteren OCT (Optik Koherens Tomografi) testidir. Glokomun erken dönemlerinde bozulma çoğunlukla yalnızca OCT ile saptanır. Bir diğer önemli test ise görme alanı testidir; bu test çevresel görmeyi ölçer ve glokomun orta evrelerinden itibaren fonksiyonel kaybı gösterir.
Sonuç olarak, glokom tanısı temel olarak OCT ve görme alanı testlerinin birlikte yapılmasıyla konulur. Daha sonra glokomun tipi, göz doktorunun yapacağı biyomikroskopik muayene ile belirlenir; böylece açık açılı mı, kapalı açılı mı, primer mi, sekonder mi olduğu anlaşılır.
Glokomda en önemli risk faktörlerinden biri olan göz tansiyonu da mutlaka ölçülmelidir. Göz tansiyonunu ölçen cihazlara tonometre denir. Bunların en sık kullanılanları, hemşire veya teknisyenler tarafından uygulanabilen ve hava üfleyen air-puff tonometrelerdir. Air-puff tonometreler glokom taraması için uygundur; ancak tanı ve takibinde daha güvenilir olan applanasyon tonometresi tercih edilir. Bu yöntemde göze uyuşturucu damla damlatılır ve sarı boya ile mavi ışık kullanılarak ölçüm yapılır.
Çocuklarda, yaşlılarda veya özel durumlarda göz tansiyonu portatif tonometreler ile de ölçülebilir.
OCT cihazları, görme sinirini üç boyutlu olarak görüntülediğinden, eskiden kullanılan stereo fotoğrafların önemi azalmıştır. Ayrıca, glokomun açık açılı mı yoksa kapalı açılı mı olduğunu anlamak için gonyoskopi yapılır; bu işlemde gözün ön segmenti, içinde aynalar bulunan özel bir kontak lensle incelenir.
Sonuç olarak glokom tanısı OCT, görme alanı testi, göz ön segment muayenesi ve göz tansiyonu ölçümü ile konulur ve takibi bu testlerin belirli aralıklarla tekrarlanmasıyla yapılır. Glokom bir takip hastalığıdır, bu nedenle hastaların sık yaptığı en büyük hatalardan biri doktor veya hastane değiştirmektir. Takip, aynı klinikte ve uzman göz doktoru tarafından yapılmalı, testlerde bozulma varsa göz tansiyonu daha fazla düşürülmelidir; testler bozulmuyorsa ilave tedavi gerekmez.
Yakın zaman kadar mümkün olmayan evde tansiyon ölçümü, yeni bir teknoloji ile mümkün olmuştur. Ancak bu cihaz oldukça pahalı bir cihazdır. Hastanın kendisi ölçüm yapabilir ve sonuçlar doktoruna bilgisayardan ulaşır. Ülkemizde de bulunan bu cihazı satın alan hastalar vardır.
Unutulmaması gereken, her gün her dakika tansiyon ölçmeye gerek olmadığıdır. Asıl önemli olan doktorunuzun yaptığı sinir değerlendirme testleri olan OCT ve görme alanı testleridir. Bunlar bozuluyorsa zaten doktor göz tansiyonun kötü gittiğini anlarken, hasar durmuş ilerlemiyorsa göz tansiyonunun iyi gittiğini anlar.
Yukarıda belirtiğimiz gibi tek bir hastalıktan çok, birçok farklı hastalığın genel adıdır. Glokom, doğuştan itibaren görülebilse de genellikle 40-50 yaşlardan sonra ortaya çıkar.
Diğer göz hastalıklarının aksine merkezi görme en son safhaya kadar korunduğundan hasta gittikçe daralan görme alanı kaybını fark etmez, son aşamaya geliceye kadar herhangi bir belirti vermediğinden, görmenin sinsi hırsızı olarak adlandırılır.
Görme sinirinin değerlendirilmesi kliniğimizde de en son teknoloji modelleri bulunan OCT cihazı ve görme alanı testi ile değerlendirilir. Bu konulardaki ayrıntılı bilgiye youtube sayfamızdan daulaşabilirisiniz. Prof. Dr. Ahmet Akman Youtube Kanalı ▶
Hastalığın erken dönemlerinde göz siniri tomografisi “optic coherence tomografi” kısa adıyla OCT kullanılırken, ileri dönemlerinde görme alanı testi yapılması önemlidir. Prof. Dr. Ahmet Akman Ankara da göz tansiyonu ve glokom hastalığı konusunda uzun yıllardır hastalarına hizmet vermektedir.
Prof. Dr. Ahmet Akman’ın Ankara Söğütözün de bulunan muayenehanesinde, göz tansiyonu ve glokom hastalığı tanısında ve takibinde kullanılan en gelişmiş cihazlar olan Zeiss Cirrus 5000 OCT cihazı ve Humphrey HFA3 görme alanı cihazı, diğer modern göz muayene cihazlarına ek olarak bulunmaktadır.
G1: Normal Göz Siniri / G2: Hasarlı Göz Siniri
Gereken her hastada, OCT bizzat Prof. Dr. Ahmet Akman tarafından yapılmaktadır. Ayrıca Prof. Dr. Ahmet Akman ABD ve Avrupa da yayınlanmış, glokomda OCT hakkındaki dünyadaki ilk kitabın yazarıdır ve 5 yıldır Amerika da her yıl düzenlenen Amerikan Göz Akademisi kongresinde tüm dünyadan gelen doktorlara glokomda OCT nin nasıl kullanılacağı hakkında kurs vermektedir. Amerikan Göz Akademisi kongresi dünyanın en büyük en prestijli göz kongresidir. Dünyadaki körlük nedenleri arasında ikinci sırada bulunan glokom hastalığının tanısı erken dönemde konulduğunda damlalar ile tedavisi mümkündür.
Günümüzdeki tedavi yöntemleri sayesinde tanısı erken konulmuş glokom hastalarının görme kaybından korkmasına gerek yoktur. Ancak hiç unutulmaması gereken nokta, glokom hastalığı tanısı konulduktan sonra takibin çok önemli olduğudur.
Tedavinin yeterli olup olmadığının anlaşılması ancak zaman içinde yapılan OCT testleri ve görme alanlarının birbirleriyle karşılaştırılması ile mümkündür. Bu iki cihaz içinde bulunan değişim programları ile yapısal ve fonksiyonel değişikliklerini ilk günkü testlerle karşılaştırmakta ve görme sinirinde bir kayıp yaşanıyorsa bunu doktora bildirmektedirler. Bu nedenle bu testlerin her zaman aynı doktor tarafından ve ayni cihazlarda yapılması gerekmektedir.
Aynı marka cihazlar olsa bile, farklı zamanlarda yapılmış farklı testlerin karşılaştırılması, cihazlar içinde bilgiler bulunmadığından, mümkün değildir.
Bu sebeple glokom hastasının ömür boyu güveneceğini, glokom uzmanının takibine girmesi ve takibin aksatmadan aynı merkezde aynı doktor tarafından yapılması gerekmektedir.
Prof. Dr. Ahmet Akman takip ettiği hastalarının 1996 yılından beri olan tüm OCT (Göz Tomografisi) görüntülerini arşivinde bulundurmaktadır.
Prof. Dr. Ahmet Akman Ankara daki göz muayenehanesinde glokom hastalarının tanı, takip ve tedavisinde 25 yıllık tecrübesi, modern OCT ve görme alanı ile hizmet vermektedir.
Glokom, diğer bir adı ile göz tansiyonunun tipleri temelde üç hastalık grubundan oluşmaktadırlar.
Açık açılı glokom farklı alt gruplardan oluşabilir. Ancak tümünün ortak özelliği, nispeten yavaş ve sinsi seyretmeleridir. Hastalar gözlerindeki bozulmayı fark edemediğinden hastalık çok ileri safhalara ulaşıp, körlük seviyesine yaklaşana kadar hiçbir belirti hissetmeyebilirler.
Bu sebeple 40 yaşından itibaren düzenli aralıklarla göz muayenesine gitmeleri ve doktorlarına hem göz tansiyonu değerleri hem de görme sinirlerinde glokom şüphesi uyandıracak değişikliklerin olup olmadığını sormaları gerekmektedir.
Kapalı açılı glokomlar, anatomik olarak gözün ön odacığının dar olması sonucu ortaya çıkarlar. Bu tür gözlerde stres, uzun süre karanlıkta oturmak ya da göz muayenesinde damlatılan büyütücü damlalar sebebiyle glokom krizi gelişebilir.
Göz tansiyonu aniden 50mmHg üzerine çıkar, gözde yoğun ağrı, görme, bulanıklığı, bulantı, kusma gibi belirtilerle hızla kaybedilir. Dar açılı gözler, göz doktoru tarafından erken fark edildiğinde lazerle yapılacak basit bir işlem bu riski ortadan kaldırırken hastanın hayat boyu görmesini korunur.
Dar açılı gözlerde glokom krizine yol açabilen bir başka faktörde kullanılan çeşitli ilaçlardır. Bu sebeple özellikle alerji ve grip ilaçları olmak üzere, prospektüsünde glokom ile ilgili uyarı olan ilaçlar bu tür hastalar tarafından göz doktoruna sorulmadan kullanılmamalıdır.
Doğuştan ortaya çıkan glokomlar ya da konjenital glokomlar, en ciddi körlük sebeplerindendir. Erken dönemde fark edilmeleri ve çok acilen ameliyat edilerek tedavi edilmeleri gerekir.
Özellikle akraba evlilikleri doğumsal glokomların daha sık görülmesine sebep olmaktadır. Bunu sebebi hastalığın kalıtsal geçişidir. Ancak ailede olmasa da bazı bebeklerde konjenital glokom ortaya çıkabilmektedir. Konjenital glokomun en önemli belirtileri, bebek’teki ışık hassasiyeti, göz sulanması ve göz küresinin gittikçe büyümesidir.
Oküler hipertansiyon, glokom hastalığı oluşmadan göz tansiyonunun yüksek ölçülmesidir. Bu hastalar glokom hastalığı geliştirme riski yüksek olsa da, hepsinde görme siniri hasarı oluşmaktadır.
Oküler hipertansiyonu olan hastalar göz doktoru tarafından OCT Testi ile belli aralıklarla takip edilmelidirler. Bu sayede gereksiz ilaç kullanımının önüne geçilir ancak görme sinirinde hasar oluşması saptandığında vakit kaybetmeden ilaç kullanımına başlanır.
Glokom, görme sinirini etkileyen kronik bir hastalık olup, tedavi ve takibi ömür boyu sürer. Temel amaç, göz içi basıncını (intraoküler basınç, IOP) kontrol altında tutarak sinir hasarının ilerlemesini önlemektir. Glokom tedavisinde kullanılan yöntemler genellikle üç başlıkta toplanır: ilaç tedavisi, lazer tedavileri ve cerrahi müdahaleler.
İlaç Tedavisi (Topikal Glokom Damlaları):
Glokom tedavisinin ilk basamağı genellikle göz damlalarıdır. Bu damlalar ya göz içi sıvısının üretimini azaltır (beta blokerler, karbonik anhidraz inhibitörleri) ya da sıvının drenajını artırır (prostaglandin analogları, alfa agonistler). İlaç tedavisi, erken evre glokomda sinir hasarını durdurmak ve görmeyi korumak için oldukça etkilidir. Düzenli kullanım, hastalığın ilerlemesini önemli ölçüde yavaşlatır.
Lazer Tedavileri:
İlaç tedavisine yetersiz yanıt alınması durumunda lazer yöntemleri devreye girer. Trabekülotomi lazeri (selective laser trabeculoplasty, SLT) açık açılı glokomda sıvı drenajını artırarak göz içi basıncını düşürür. Kapalı açılı glokomda ise laser iridotomi ile angle açılarının açılması sağlanır. Lazer tedavilerinin avantajı, damla kullanımını azaltabilmesi ve cerrahiye geçişi geciktirebilmesidir.
Cerrahi Müdahaleler:
İlaç ve lazer tedavisine rağmen göz içi basıncı hedef seviyeye indirilemezse cerrahi yöntemler uygulanır. Bu yöntemler sıvının gözden daha etkin şekilde dışa akmasını sağlar. Yaygın cerrahi teknikler arasında trabekülektomi, tüp implantları ve minimal invaziv glokom cerrahileri (MIGS) bulunur. Cerrahi başarı, hastanın takibi ve göz içi basıncının kontrolü ile doğrudan ilişkilidir.
Glokom Takip ve Erken Müdahale:
Glokom tedavisi yalnızca uygulanan yönteme değil, düzenli takip ve sinir fonksiyonunun izlenmesine dayanır. OCT ve görme alanı testleri belirli aralıklarla tekrarlanarak sinir hasarının ilerleyip ilerlemediği kontrol edilir. Erken tanı konulmuş bir glokom hastası, uzman bir göz doktorunun gözetiminde yaşam boyu görme kaybı yaşamadan sağlıklı bir görme fonksiyonunu sürdürebilir.
Tedaviye geç başlanması, düzensiz damla kullanımı veya takiplerin aksatılması glokomun en tehlikeli sonucuna, yani geri dönüşsüz körlüğe yol açabilir. Bu nedenle tedaviye erken başlanması ve hastalığın progresyonunun yakından izlenmesi hayati öneme sahiptir. Glokom Tedavisi ▶ sayfamızı inceleyerek daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Başlangıçta genellikle belirgin şikâyet olmaz; zamanla çevresel (yan) görüşte “kör noktalar” oluşur ve ilerledikçe “tünel görüş”e yol açabilir.
Glokomda oluşan optik sinir hasarı geri döndürülemez; tedavi sadece ilerlemeyi yavaşlatır veya durdurabilir.
Çoğu glokom tipi 40 yaş ve sonrası daha yaygındır, ancak bazı tipler doğuştan veya daha erken yaşlarda da başlayabilir.
Tedavi edilmezse görme kaybı birkaç yıl içinde körlüğe kadar ilerleyebilir; bazı hastalarda 3 yıl gibi kısa sürede ciddi alan kaybı görülebilir.
Normal göz içi basıncı genellikle 10–21 mmHg aralığındadır; 20 yaşında birinde de bu değerler normal kabul edilir.
Göz içi basıncı uzun süre yüksek kalırsa optik sinire zarar verebilir; görme alanı daralır ve tedavi edilmezse kalıcı görme kaybı gelişebilir.
Göz damlaları, lazer veya cerrahi ile basınç düşürülebilir; ayrıca düzenli egzersiz ve sağlıklı yaşam tarzı da destekleyici olur.
Göz içi basıncı evde güvenilir şekilde ölçülemez; tanı ve takip için mutlaka göz hekimi muayenesi gerekir.
Aile öyküsü, ileri yaş, diyabet, yüksek tansiyon, uzun süreli kortikosteroid kullanımı, göz travması veya cerrahisi gibi faktörler riski artırır.
Düzenli göz muayenesi, göz koruması, doktor önerilerine uyum ve sağlıklı yaşam tarzı glokoma karşı korunmada en etkili adımlardır.
Detaylı bilgi, danışma veya randevu için hemen bizi arayabilirsiniz.
İletişim Bilgileri